|
ADD, Eğitim-Sen TEKEL İşçisi Yalnız
Değildir
|
Gümüşhacıköy Atatürkçü Düşünce Derneği
Şubesi ve Eğitim-Sen Temsilciliği
Ortaklaşa basın açıklaması yaptı.
Açıklamalarında TEKEL işçilerinin
mağduriyetine değinildi. Grup adına
açıklamayı İlçemiz ADD Başkanı Ali OTTAN
yaptı. OTTAN; Kendini demokrasi havarisi
gören ve ülkeyi demokratik açılım, alevi
açılımı, roman açılımı gibi kavramlarla
oyalayan hükümet sadece kendisine
demokrat olduğunu bir kez daha
göstermiştir. Ülkenin sorunlarına
kabadayılılıkla, külhanbeyliği ile çözüm
aramakta olup bu tutumunu son yapılan
memur ve işçi eylemlerinde de
göstermiştir.
Tekel işçilerinin hak mahrumiyetine
uğramamak, mevcut haklarını kaybetmemek
için Ankara'nın dondurucu kış günlerine
aldırış etmeden, yaşamlarını bile riske
sokarak yaptıkları eyleme yapılan polis
müdahalesi gerçekleri ortaya
koymaktadır. Ne kadar üzücüdür ki
polisin yapmış olduğu müdahale sonrası
yetkililerin düşman askerlerini denize
dökmüş edası gibi tavır takınmaları
olayın vahamet boyutlarını artırmakta ve
hükümetin hak arayan emekçilere ne kadar
tahammülsüz olduğunu göstermektedir.
25 Kasım günü Kamuda çalışan memurlar
tarafından yapılan uyarı grevi sonrası
açığa alınan 16 emekçi ile açığa alınan
arkadaşlarının görevlerine iade
edilmesini sağlamak isteyen Demiryolu
çalışanlarının trenleri durdurarak
yeniden eyleme geçen emekçilere polisin
müdahale etmesi ve bunlardan da
bazılarının gözaltına alınması;
bazılarının da açığa alınması;
İstanbul'da iş akitleri sona erecek olan
itfaiye çalışanlarının biber gazı ve
tazyikli su sıkılarak etkisiz hâle
getirilmesi hükümetin demokratik yoldan
hak arama mücadelesine yaklaşımını
göstermektedir.
Hak mahrumiyetine uğramamak için bir
süre önce -yeteri kadar nöbetçi eczaneyi
açık bırakarak- bir günlüğüne kepenk
indirmek zorunda kalan eczacılar, Sosyal
Güvenlik Kurumu tarafından ilaç alım
sözleşmeleri feshedilerek
cezalandırılıyor. Aslında eczacılar
değil halk cezalandırılıyor.
Bütün bunlar; bir aylık veya bir yıllık
gibi süreler içinde değil, birkaç gün
içinde meydana geliyor. Bu da ülkemizde
hemen herkesin büyük bir sıkıntı içinde
yaşadığını ortaya koyuyor. Ama hak
arayanlar, hakları teslim edilmek yerine
cezalandırılıyor.
Tekel çalışanları hala Ankara'dalar.
Çünkü hükümetten taleplerine bir yanıt
yok.
Eylemlerini sürdürüyorlar. Yedinci günde
Anıtkabir'deydiler. Ama artık tek
sorunları bu, yani hakları değil.
Ankara'da hava soğuk. Onlar Gündüz
Sokak'ta, gece ise Türk-İş'te kalan da
var, yer bulamayıp sokakta kalan da.
Tekel'in kapatılarak işçilerini 657
sayılı kanunun 4. Maddesi C bendinde yer
alan ve iş güvencesiz, düşük ücret ve
sosyal haklardan yoksun bırakılarak işe
yerleştirmek, sendikasız, örgütsüz ve
her isteğe boyun eğen bir toplum
yaratmak istiyor. Tekelin özelleştirme
adı altında talan edilmesi, soyulması ve
yok edilmesi en çok İlçemizde etkisini
göstermiştir. Yüzlerce Tekel işçisi,
binlerce tütün üreticisi üretimden ve
işinden uzaklaştırılmış, İlçemiz
Gümüşhacıköy büyük bir ekonomik gelirden
yoksun bırakılmıştır.
Hükümet demokratik ve en doğal hakkın
kullanımını daha baştan savurduğu
tehditlerle engellemek istemektedir.
Başbakan'ın kişilik özelliği olan ve
hükümetinde yapısal bir uygulamaya
dönüşen bu yaklaşımı tüm demokratik
talepler öncesinde görmek mümkün. Kamu
emekçileri, işçiler eylem yapar hükümet
tehdit eder! Eczacılar eylem yapar
hükümet tehdit eder! Öğrenciler alanlara
çıkar hükümet tehdit eder! Emekliler
yürür hükümet tehdit eder! Çiftçiler,
fındık üreticileri meydanlara iner
hükümet tehdit eder! Bu tehditlerin
Başbakan şahsında küfre varan
pratiklerini de kamuoyu iyi hatırlar.
Tehditlerden sonuç alamayınca bu kez
polis saldırıları başlar. Daha dün BTS
emekçilerine, Tek Gıda-İş emekçilerine,
itfaiyecilere yapılan saldırılar en
güncel örnekleridir. Türk Eczacılar
Birliğinin gerçekleştirdiği kepenk
kapatma eyleminden sonra da binlerce
eczacının SGK ile olan sözleşmesi iptal
edildi.
İktidarın diğer bir özelliği de tüm bu
tehdit ve baskılarına rağmen sık sık
diyalogdan bahsetmesi, sorunların masada
çözülmesi gerektiğini ifade etmesidir.
Bu çok açık bir samimiyetsizlik olup
dayatmacı, baskıcı ve emek karşıtı
politikalarını gizlemeye yöneliktir.
Çünkü bizler tüm diyalog yolları
tıkatıldığı, var olan kanalların da
iktidarın tek yanlı kararlarıyla
sonuçlanan niteliğe sahip olması
nedeniyle sonuç alınamadığı, demokratik
haklarımızın kullanımının engellendiği
ve inatla bu politikalar devam
ettirildiği için eylem ve etkinlikler
gerçekleştirmekteyiz. İktidarın
diyalogdan anladığı kararlarına,
ekonomik politikalarına, saldırılarına,
tehditlerine boyun eğmememizdir.
Ancak bu saldırılar birlikte mücadele
edilerek aşılacak, örgütlülüğe ve
direnmeye tahammülü olmayan İktidara
gereken cevap verilecektir. Bundan böyle
de hak, ekmek ve sendikal
mücadelelerinin hep yanında olduğumuzu,
buradan halkımıza duyuruyoruz.
OTTAN ; Çözüm özgürlükçü katılımcı
demokrasi, demokrasi herkese gerekli,
Tekel işçileri yalnız değildir dedi.
|
|
[Geri] |
|
|
|